Kayıtlar

“Hiçbir şey yapmamanın tatlılığı”/Güney İtalya

Resim
"Dolce far niente"  Positano, Amalfi, Atrani, Ravello, Capri Derdimiz Roma Paris gibi büyük turistik şehirleri ziyaret etmek değil, ama yeme içmesiyle, tembelliğiyle, deniziyle dinlenebileceğimiz bir yaz tatili geçirmek. Yani hem keşfedelim hem de dinlenelim, deniz tatili yapalım dedik. Gözümüzü Güney Avrupa’ya, İtalya’nın Amalfi kıyılarına çevirdik: Positano, Capri, Amalfi hedefteki kasabalardı. Dinlenme deyince büyük şehir olsun istemedik, dolayısıyla yol üzerindeki Napoli, Sorrento devre dışı kaldı. Sorrento gezi rehberlerinde önerilen şehirlerden biri ama Napoli’den kesinlikle uzak durun deniyor. Biz her ikisinden de uzak durduk. Dedik ya, küçük olsun bizim olsun. Hemen biraz coğrafya bilgisi: Amalfi kıyısı (Costiera Amalfitana / Amalfi Coast) baş şehri Napoli olan Campania özerk bölgesinin batı kıyıları diye adlandırılan İtalya’nın güney batısında bir sahil şeridi. Sorrento ile Salerno arasındaki yaklaşık 50 km’lik kıyı şeridinde uzanan kasabalar sırasıyl...

Lizbon

Resim
Akdeniz tadında bir okyanus şehri! Bir haftalık bir Lizbon seyahatinden sonra yazıyorum bu yazıyı. Lizbon denince ilk aklıma gelecek olan ne olur diye düşündüğümde herhalde “sessizlik” olur. Trafikte korna ve uğultunun yokluğu, cafe ve mağazalardan dışarıya sarkan müzik/ses kirliliğinin olmaması size ve şehre kendi halinde bir dinginlik veriyor. 15’ler Avrupasının en yoksulunda trafikteki bu sessizlik, “gelişmekte olan”ların en büyüklerinden! biri olan bizdeki kargaşayla karşılaştırınca farklılığımız ortaya çıkıyor! İçinden deniz geçen tek şehir İstanbul sanırdım, ama öyle değilmiş:( Lizbon diğer yönleriyle olduğu kadar Tagus Nehri-Boğaziçi benzerliği ile de İstanbul’a benziyor. Ancak Boğaziçi’nin güzelliğini yakalayamaz tabii. Siz Praça de Commercia’da otururken Atlas Okyanusu’na bakmıyorsunuz aslında, baktığınız Tagus nehri. Ve nehre kuzeyden bakıyorsunuz. Belem’e, 25 Nisan Köprüsü’ne doğru gittikçe nehrin ağzına, Okyanus’a yaklaşmış olacaksınız. Birazcık coğrafya bilgisi Lizb...

Moskova

Resim
Şimalin Yıldızı Yüzümüz hep Batı’ya dönük olduğu için akla doğuya gitmek hiç gelmiyor. Oysa devasa kültürlerle kapıkomşuyuz ama bu kapıkomşularla muhabbetimiz hiç yok. Moskova'dayım, bir haftalık uluslar arası bir seminer. Seminer katılımcıları Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Azerbaycan ve Ermenistan, yani dağılan SSCB ülkeleri ve Türkiye’den ben. 20’yi aşkın ülke. Hemen şunu söylemeliyim: organizasyonu düzenleyen rus yetkililerin Türkiye’ye verdiği önem diğer hepsine verdiklerinden fazla. Belki diğerlerini hala kendi “şehir-devletleri” olarak addediyorlardır. Verilen önemin yanında, gösterilen sıcaklık da boşver ABD’yi, kur bir Rus Türk ittifakı dedirten cinsten. Ancak rus üst düzey bürokratlardan gördüğüm bu sıcaklığın halk arasında mevcut olan Türklere bakış açısıyla birebir örtüşmediğini söylemeliyim. İlk olarak inşaat sektörümüzün bu ülkeye girmiş olması, ve Türkiye’yi temsilde inşaat işçilerimizin öncü misyonu (!), 90’lı yıllarda işadamlarımızın(!) rus halkına attığ...