Pazartesi, Aralık 26, 2005

Barselona

Gecenin 3’ünde Sant Joan’da Ryain Air otobüsünü beklerken bir bankta yazıyorum bu yazıyı.
Barselona, biz gönlünde her zaman romantizmi barındıranlar için gidilecek belli başlı şehirlerden olmuştur, tabi Barselona'yi görmeden önce! Belki geldiğim dönem çok güzel bir dönem değildi, ama ne olursa olsun, idealize etmiş, kafamda yaratmış olduğum Barselona ile, karşılaştığım Barselona’nın birbirine çok da benzemediğini söylemeliyim. Ama şu kesin ki, kasım döneminde Avrupa’da tatil yapmayı düşünüyorsanız, bu yer Avrupa'nın güneyi, Akdeniz olmalı. Londra’dan sonra, Barselona’ya vardığımızda bizi karşılayan ve orada kaldığımız sürece bize eşlik eden güneş harikaydı, teşekkürler Ra.

Barselona’ya nereden başlamalı; tabii ki La Ramblas sokağından; bizim İstiklal Caddesi’nin benzeridir, ama tabii ki çok daha düzenlisi; çiçekçileri, kafeleri, ressamlarıyla çok canlı bir sokak. Burada mutlaka yürüyeceksiniz, çünkü ana cadde bu. Cadde’nin deniz tarafında başlangıç yerinde Christhoph Colomb heykeli (Christhoph parmağıyla Amerika yönünü değil de ters bir yönü gösteriyor, bir hikâyesi var bunun; ama hatırlamıyorum!) ; yukarısında ise Catalunya Meydanı var. Yapacağınız şey ilk olarak bu caddede bir tur atmak. Sırtınızı denize verin ve Catulanya meydanına doğru aheste aheste yürüyün. Sokak boyunca gösteri yapan değişik kostümler içerisinde kişiler göreceksiniz,. Çoğunluğunu bir orjinalitesi yok ama orjinal kostümlerde olanlar veya ilginç şovlar yapanlarla da karşılaşabilirsiniz. Fotoğraf çektirirseniz biraz bozukluk vermeniz gerekir, işin raconu olarak. Yürüyüşünüze devam ederken Gracias’a varacaksınız, alışveriş semtidir. Güzel kafeler de vardır. Paranız bolsa Barselona'da alışveriş buradan yapabilirsiniz. Cadde boyunca yolun sağında Gotik bölgesi vardır. Burası bizim Beyoğlu’na, Pera’ya benzer. Arka taraflar Barselona entel taifesi tarafından doldurulmuştur; buralar çok güzel dar sokaklar ve bu dar sokaklar da küçük şirin kafelerle doludur. Bu bölgede Katedrale ve Yönetim Binası’nın olduğu yere uğrayabilirsiniz. Katedral başlıca tarihi yapılardan biri.

Ramblas’tan yukarı doğru yürürken yolun solunda bir pazaryeri var. Buraya uğramadan sakın Barselona’dan ayrılmayın. Barselona’da kaldığınız her gün boyunca buraya uğrayıp taze meyve ve başka ürünler alın tadın, pişman olmazsınız. Her gün farklı bir şeyler deneyin. İnanılmaz şeyler bulacaksınız. Catalunya meydanına vardığınızda heykellerle süslenmiş bir alana varmış olacaksınız, buradaki çimenlikte oturup alemi de seyreyebilirsiniz; heykeller çok güzel, bakılmaya değer. Bu alanda müzik şovları da oluyor; biz geleneksel kızıldereli müziğini andıran bir müzikle danseden 90'lı yaşlarda bir kadının dansına şahit olduk. Kadın grubun üyesi değildi, izleyiciler arasındaydı ama müziği duyunca dayanamadı, aralıksız yarım saat boyunca geleneksel dans etti, biz şoktaydık, bu yaşta bu enerji ve bu figürler.. Harika bir görüntüydü.

Catalunya meydanının yukarısında Gracias Caddesi/bölgesi mevcut. Bu bölgede Gaudi’nin yapılarına ulaşacaksınız. Herhalde bir şehri bu kadar etkileyen başka bir mimar olmamıştır tarih boyunca. Gaudi cidden çılgın bir mimar. 20. yüzyılın başında Katalunya burjuvazisi binalarını estetik yönden zenginleştirmek için mimarlara teslim etmiş, Gaudi de işini cidden iyi yapmış! Apartmanların dış görünüşlerine estetik katmış. Casa Batllo, Casa Mila bunların başlıcaları. Bunlar Gracias Caddesi’nde. Sagra da Familia en bilindik eseri, ama eseri dediğime bakmayın, hala daha tamamlanmamış, onun için adı Bitmeyen Kilise’ye çıkmış. Sagra da Familia hakkında söylenecek çok şey var, en iyisi siz google’dan aratıp hikâyelerini okuyun

Placa de Espanya Meydanı yine bir gezi başlangıç noktası olabilir. Barselona’nın arenası da burada. İçine giremedik, tadilattaydı. Ama tadiallatta olmasa da boğa güreşi izlemek çok pahalıymış, yani zaten içeri giremeyecektik, ayrıca böyle bir şeyi zevkle izleyecek yürek değil benimki.

Yukarıya, müzeye (Barselona Tarih Müzesi) doğru çıkın, müze binası Barselona'nın en güzel yapılarından. Müze binasının yukarısında Olimpiyat kenti var; 92 Olimpiyatları burada düzenlenmiş. Şehrin geri kalmış, limana yakın bölgesi olimpiyat köyü sayesinde ıslah edilmiş ve düzenlenmiş., bu bölgeye canlılık getirilmiş (Guardian’da yazan bir yunanlı yazar, ispanyolların olimpiyatları ne kadar iyi değerlendirmiş olduğunu söylemişti, yunanlıların ise tam aksini yaptıklarını. Katalanlar, olimpiyatlar sayesinde kentin altyapısını yenilemiş, belli bölgeleri yeniden düzenlemişler ve olimpiyatlardan uzun vadeli çıkarlar sağlamışlar. Yazarın söylediğine göre yunanlılar büyük stad ve tesisler yapmışlar, olimpiyalar bitince de kullanımı çok da paratik omayan bu tesislerin bakım maliyetinin bile büyük bir külfet yarattığından bahsediyor. Olimpiyat stadını görünce ben buranın olimpiyat stadı olabileceğini düşünmedim bile, arkadaşıma yanıldığını söyledim; Espanyol’un sahası burası dedim. Çok küçük geldi bana; hele bizim devasa olimpiyat stadını gözümde canlandırınca. Burası ancak 30-40 bin kişilik bir stad.
Bu bölgeye gelmişseniz Kale’ye (Castille) çıkın. Çünkü Barselona'ya tepeden, daha başka bir yerden böyle bakamazsınız. Deniz tarafına bakmadan kente baktığınızda, göreceğiniz estetikten yoksun beton yığınları, hiç de yabancı olmadığımız çok çirkin bir yapılaşma. Hiç de göze hoş gelmiyor. Deniz tarafına bakınca, Akdeniz’in mavisini görünce herşey değişiyor tabii; denizin nasıl bir güzellik olduğunu tekrar fark ediyorsunuz, maviye olan aşkınız tazeleniyor. Kaleden Londra’da ki Gherkin’e benzer bir yapıyı da göreceksiniz, beton yığınları arasında; biraz estetiği olan tek yapı bu. Fotografta size Kale'den Marina bolgesini ve plaji gostermeyi tercih ettim.

Yukarıda "estetikten yoksun beton yığınları" dedim ama haksızlık etmeyeyim: Hiç bir yer İstanbul kadar çarpık yapılaşmış olamaz. Barselona'nın nasıl bir plan üzerine kurulu olduğunu aşağıdaki fotoğraf çok iyi gösteriyor sanırım. Fotoğraf Sagra da Familia bölgesine ait. Fotoğrafaın sol alt köşesinde Sagra da Familia mevcut.

Barselona’daysanız, kış veya sonbahar farketmez, yine de sahil yürüyüşü yapmalısınız.
Barselonan’nın en şık yeri, marina bölgesi ve sahil boyu. Kentin hemen içerisinde denize girilebiliyor, marinadan suya bakınca büyük büyük balık sürülerinin alttan nasıl geçtiğini görebiliyorsunuz, bizdeki gibi sadece balık yavruları değil, bunlar okkalı balıklar. Plaj boyunca uzun bir yürüyüş yapabilirsiniz. Şehrin deniz kıyısı mavi bayraklı. Plaj çok geniş ve plaj boyu çok iyi değerlendirilmiş, tüm kamunun kullanabileceği şekilde düzenlenmiş. Bu plajın yazın nasıl olabileceğini tahayyül etmek hiç de zor değil. Kasım ayındayız, ama yine de sörf yapan gençleri görünce özenmemek elde değil. Plaj geceleri de aydınlatılmış. Geceleyin plaja gitmenizi şiddetle salık veririm! tabi eğer sevgilinizle veya iyi bir arkadaş grubuyla birlikteyseniz. Kerem, Yasemin Bekir, selamlar!!bir tekila partisi (tekila market fiyatı 9 euro) yapabilirsiniz. Sonra da bir ispanyol barına, bizim gibi bir ispanyol barı bulamadıysanız bir Irish Puba gidip cila yapabilirisiniz (bira 4-5 euro civarında).

İnsanları müthiş konuşkan. İngilizce sorduğunuz soruya ispanyolca uzun uzadıya cevap verebiliyorlar, anlamadığınızı belli etseniz de anlatmaya devam ediyorlar :) sonra karşılıklı gülümseyip ayrılıyorsunuz.

Barselona, renklerine sevdalı olduğum takım (bana göre bordo mavi, ama aslında lacivert bordo)... Zamanında Franco’ya karşı verdiği mücadele ile kulübüne, taraftarına hasta olduğum kulubün maçına gitmek en büyük hayalimdi. Neu camp, futbolun mabedi... Gittiğimiz hafta Barça Real Betis’le dışarda oynuyordu, maçına gidemedik, bari maçı tv’den seyredelim dedik, tabi barça taraftarı arasında. Ama maçı izleyebileceğimi yer sorduğumuz katalanlarla bi türlü anlaşamadık, en son yine bir ırish pubta öylesine izledik maçı; fakat sonunu getiremedik. Otele dönerken bir ispanyol kahvesine rastladık, tam bizim kahveler gibiydi, ful erkek dolu, dumanaltı mekânlar, tepedeki tv’den maçı seyrediyorlardı. Taraftar modeli de tam bizim taraftar modeliyle özdeşleşiyordu. Yoktu farkımız.

Barselona FC’yi burda yazmayayım, güzel bir makale için Tanıl Bora’nın “Takımdan Ayrı Düz Koşu” kitabındaki Yiğiter Uluğ'a ait makaleyi okuyabilirsiniz.

Yemek nerede yenir? Fastfood olarak beef felafel yiyebilirsiniz. Ama bir tapas gecesi yapın mutlaka; deniz ürünleriyle dolu olsun menünüz. Vereceğim Tapasın yerini otel resepsiyonundaki bir kızdan aldık, bize ekonomik ama lezzetli yemeklerin olduğu, ispanyolların gittiği bir tapas söylemesini rica ettik. La Bombeta'yı tarif etti.. Tek kelime ingilizce bilmeyen muhteşem tatlı sıcak garsonları olan bir mekân burası. Bulması çok kolay. Katalunya Tarih Müzesi’nin hemen arkasında Carrer de la Maquinista Caddesi’ne girin, Cadde’nin hemen başında.

Menüdeki bütün deniz ürünlerini deneyin derim, ahtapotlar Pulpitas en Salsa, kalamarlar, karidesler, Cap i Potu, Esqueixada, hepsi muhteşem (biz de Akdeniz ülkesiyiz, bu deniz ürünleri neden bizde yok, öfkelenmemek elde değil!!). Patatas Bravas geleneksel ispanyol patates kızartması, çok güzel. Ana yemek olarak da cocid con judias blancas alabilirisniz ama bence ana yemeğe sıra gelmeden de karnınızı fullemiş olursunuz.

Şehirde herkeste köpek var, inanılmaz bir evcil hayvan alışkanlığı.

Ana caddedeki bütün mekânlarda barça forması var, hepsi lisanslı deniyor ama hikâye; orijinal formanın fiyatı 60 eu civarındayken bunlar 20 eu’ya satılıyorlar, ama diğerlerinden farkı yok, alabilirsiniz, yıkanınca deforeme olmuyor.

İspanya’dan alışveriş yapmanın mantığı var mı bilmiyorum, fiyatlar Türkiye’den çok da farklı değil ve bir İspanyol modası veya tarzı da yok sanırım. Gaudi moda haftasını duydum ama bu sokağa hiç yansımamış anlaşılan. Sokakta gördüğümüz ispanyolların giyim stilleri de bize çok parlak gelmedi, Zara ispanyol markası deyip oradan alışveriş yaptık, belki daha ucuzdur diye ama farkı yok, tek avantajınız tax free olabilir. Onun için de 180 eu üzerinde alışveriş yapmanız gerekir. Vergi iadesini şayet Türkiye’ye geri dönüyorsanız alabilirsiniz, başka bir EU ülkesine gidiyorsanız İspanyadan geri alamazsınız. Fakat hangi ülkeden eu dişina çıkacaksanız o ülkenin havaalanından çıkış yaparken, check in yapmadan önce iadeyi alabilirisniz. İade işine check in öncesi girin çünkü aldığınız malı kontrol edebilirler. Tekstil için vergi oranın % 10 civarında.

Flamenkoya gitmedik. Belki de Barselona’nın havasına giremeyişimizn bi nedeni de bu oldu. Flamenkosu eksik bir İspanya belki de çok etkili olmuyordur insan üzerinde.

Sonuç olarak, Barselona yazın farklı olabilir, deniz turizmi için muhteşem olabilir, ama kent turizmi açısından Barseolona’ya 2, bilemediniz 3 gün yeter de artar bile ve bir daha Barselona'ya gitme isteği de duymazsınız.

Ama tabii ki orada bir arkadaşınız varsa, şehrin içine nüfuz edebiliyorsanız her şey değişir. Ayşeciğim ve Daria, sizin Barselona aşkınızdan bunu ilave etme gereği duyuyorum. Sizin yasadiklarinizla bizimkiler cok farkli.
(Ekim 2004)
Murat Belge'nin Barselona yazisi icin tiklayiniz. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=182972

Barselona fotoğrafları için tıklayınız.

5 yorum:

tristesse dedi ki...

Selam ! Bayram seyran bittikten sonra (14 Ekim sonrası) Barcelona'ya gitmeyi hedefleyen biri olarak, yazınızdan sonra biraz hevesimin kırıldığını söylemeliyim... Ama yine de gideceğim :-)
Hoşçakalın

Tuba dedi ki...

Bu kadar ulkeyi gercekten gezdiniz mi? Sapka cikariyorum.

mirmiga dedi ki...

Tuba hanim daha gezecek cok ulke var.. cok tesekkur ederim. sitenizi ziyaret ettim. İnanilmaz guzel. Borulce salatasini deneyecegim..

Ebru dedi ki...

gittim gördüm sevdim ve geldim :) bu şehirde yaşanırmış bence :)

Renaissance dedi ki...

Barcelona tatiliniz için rehber niteliğinde yazılmış güzel bir blog yazısı;

http://www.normalisgood.net/barcelona-gezi-rehberi-3-gunde-neler-yapilir/