Kayıtlar

Midilli - Lesvos

Resim
Ege Denizi Balıklarındır! Midilli’yi biz Midilli olarak biliriz ama asıl adı Lesvos (Lesbos diye okunur)’dur. Adanın Mitillini kenti, ki en büyük kentidir, Türkiye’ye en yakın yer olduğu için biz Türkler de adayı Midilli olarak bellemişizdir. Adaya 23 Nisan’da gittik, sezon henüz açılmamış, işletmelerin yarıya yakını kapalı. Avrupa turistlerinin adaya gelişi 1 Mayıs’la birlikte başladığı için sezon başlangıcının Mayıs olduğu söylendi. Nisanda geceleri biraz üşüyebilirsiniz. Sıcaklık bakımından Mayıs daha iyi olabilir. En sonda söyleyeceğim şeyi en başta söyleyeyim: 12 Adanın Yunanlıların elinde kalmış olmasına sevineceksiniz. Daha önceki Thassos Adası ziyaretimizde de benzer sonuca ulaşmıştık, burada bunu teyit ettik. Ada, doğanın en vahşi yaratığı insanoğlunun tahrip edici etkisine maruz kalmamış, Mitillini hariç kötü yapılaşma örnekleri mevcut değil, eskilerin Ege sahil kasabalarını andırıyor. Biz günümüzde tek bir güzel Ege kasabası görebilmek için turizmleştirilm...

Amsterdam, Amstel Dam!

Resim
İki ay Den Haag (Lahey) yaşamışlığı, 4-5 defa Amsterdam turistik seyahati sonrası diyebilirim ki, Amsterdam için en güzel dönem eylüldür. Üniversiteler açılmış, öğrenci kalabalıkları azalmış, havanın güneşli, ılık olduğu bir mevsim Amsterdam için muhteşemdir. Kanal kenarındaki/üstündeki cafelerinde oturmak, kanallarda üstü açık teknelerle kanal turları yapmak, Vondelpark’ta şarap peynir pikniği ve uzun yürüyüşler yapmak için güzel hava şart. O zaman tekrardan diyorum ki, gidecekseniz güneşli güzel havalarda gidin!    Jordan bölgesinde ev kiralayın; Airbnb.com’dan ev bulun. Market/mutfak alışverişinizi Albert Heijn marketlerden yapın, zaten orada yaşıyormuş havasına girin. En turistik caddeleri boşverin, evet bir defa dolaşmakta fayda var, zaten şehrin turist rehberlerindeki çoğu şey bu caddeler üzerindedir, gezin görün ama tüm tatilinizi buralarda telef etmeyin. Vaktiniz epey epey bolsa müze gezin, aksi halde müze gezmelerini İstanbul’a bırakın. Zaten en ö...

Sevilla, Yaşamı Sev İlla!

Resim
Burası Sevilla, Yaşamı Sev İlla! Başlığı Mustafa Balbay’dan ödünç aldım.  Il Postino (1994) filminde postacı sevdiği kadına kur yapmak için arkadaşı Pablo Neruda’nın şiirini kullanır, Neruda kendi şiirinin kullanıldığını fark edince mahcup postacının cevabı “şiir onu yazanın değil ihtiyacı olanındır” olur.  Benim de Sevilla için güzel bir başlığa ihtiyacı m vardı; teşekkürler Balbay. Sev illa derken, Sevilla’yı mutlaka sevmek zorunda değilsiniz, o kendisini zaten sevdirecektir size. Romantik serseri(!) kralı sayesinde zaten gitmeden aşık olacaksınız bu şehre. Rivayet odur ki, Sevilla’nın son Müslüman kralı Al-Mutamid çok iyi bir şairdir, sokaklardaki şiir atışmalarında hep üstün gelir; ama bir defasında ince bir ses onu bastırır. Granadalı bu kız kralı kendine aşık eder ve sarayına gelin gider. Ancak bir süre sonra kız ben Granada’ya gitmek istiyorum, Granada’yı özledim deyince kral nedenini sorar; Kralın aşkı Sevilla’da hiç kar yağmadığını söyler. Bunun üzerine kra...

York

Resim
New York'a adını vermiş şehirdir York. Tarih acı sosunu göçmenlerin memleket hasretlerinden devşirmektedir herhalde.  İngilizlerin yaptığının benzerini 1920'lerde mübadele ile Trabzon, Of'tan göç ettirilen rumlar Yunanistan'da yapmışlar, kasabalarının adını Nea Trapezounta (Yeni Trabzon) koymuşlar. Bugün 450 civarında nüfusu olan bu kasabanın meydanında bir kemençe heykeli vardır.  Londra’dan sonra ne kadar da şirin, ne hoş, ne kadar sıcak ve ne iyi ettik de buraya uğradık hissi hakimken,  Edinburgh’tan sonra York mu? “E güzeldi de, biraz turistik gibi sanki” derken bulduk kendimizi. Ama pişman mıyız? Asla! Sadece Edinburgh’un o büyüleyici ve ihtişamlı atmosferinden olsa gerek York gibi şipşirin bir şehrin bıraktığı tüm izler silinmişti bizden. Ama gene de Londra’dan Edinburgh’a karayolu ve/veya demiryolu ile gidilecekse York’a uğranmalı, ara sokaklarında ve parklarında turlanmalı, küçük hediyelik eşya satan dükkanlara girilmeli ve hoş bir tebessümle surlarında ...

Edinburgh

Resim
Yıllar önce üniversite okumayı düşünürken, kader kısmet yıllar sonra turisti olduk bu şehrin, iyi  ki de olmuşuz, büyük keyif aldık, ama diğer yandan iyi ki de öğrencisi olmamışım, yoksa bu soğukları yıl boyunca çekemezdim. Londra’ya gidiyorsunuz ve aklınızda kuzeye gitmek de var. Kesinlikle yapın bunu. Sabah erkenden Londra’dan ayrılırsanız York’a bir uğrayın, günü York’ta geçirin, akşama da York’tan Edinburgh’a. Türkiye’ye dönüş de Edinburgh üzerinden  yapılabilir. Rotamız kısaca böyleydi. (York’ta tren istasyonu yakınında bir emanetçi var, bavullarınızı oraya bırakabilirsiniz) Ekim 20’de gittik. Soğuktu, üşüdük. Önerimiz Edinburgh gezinizi bu zamana bırakmamanız. Üşümenizde bir neden de, dışarda, üşüdük bir cafeye bir mekana girip ısınalım diyemezsiniz, oralar da soğuk, üstünüzden montunuzu çıkaramıyorsunuz. Üşüdük, üşüdük de sıkıldık mı? Hayır. Edinburgh’tan keyif alacağınız kesin. Edinburg size kendinizi farklı bir çağda hissettirecektir.  Fantastik ...

Kavala, Thassos

Resim
Kalbimiz Komşuda Kaldı! Rotamız Yunanistan!   Yakın mesafedeki Kavala ve Thassos umduğumuzdan çok daha iyi bir seçim oldu hafta sonu kaçamağı için. Her ne kadar cuma akşamı başlayan yolculuğumuz pazar akşamı dönüşe geçişimizle sonlanmış olsa da biliyorduk ki, bu bizim Kavala’ya son gidişimiz olmayacaktı. Karayolundan gitmeyi tercih ettik. İstanbul – Tekirdağ – Keşan - İpsala üzerinden Dedeağaç (Alexandrapolis) ve daha sonra Kavala’ya varmış oluyorsunuz. İpsala Gümrük kontrollerine takiben 2 saat sonra Kavala’daydık. Liman bölgesinde çok iyi ve hizmet kalitesine göre çok da makul olan Air Galaxy’de konakladık. Cuma gecesi vardığımız otelden cumartesi sabahı yola çıkarak arabalı feribotların kalkış noktası Keramoti’ye gittik. (4 yolcu + araç tek yön 36 EUR) Kavala merkezden Keramoti yaklaşık 45 dakika, feribot ile de Thassos’a 40 dakikada geçmiş olduk.  Buralarda araçla olmanızda fayda var. Zira gezilecek çok fazla koy ve görülecek çok güzel manzaralar var. Ayrıca ...

Güney Fransa, Cannes, Nice, Monte Carlo

Resim
Nice Marseilles trenindeyim. 2 gece Marsilya, 3 gece Nice’te konaklamalı bir ilkbahar kaçamağı yapalım dedik. İlkbahar mı? En başta bunu düzeltmeliyim. 12-17 Mart arası geldik buraya,  uzun zamandır yemediğim soğuğu yedik. İlkbahar diye geldik ama mevsimlerden kışmış ve kuzeydeydi rüzgar. Bir Mistralleri var, insanın içini titretiyor, dışını hissettirmiyor. Velhasıl kelam, Martta uzak durun buralardan, kendinizi sağlama almak için de Mayıstan önce gelmeyin. Marsilya’da konakladık ama en baştan Marsilya hakkında hiç de güzel şeyler duymadığımız için Marsilya’ya hiç de zaman ayırmadık. Bu doğru bir karardı. Limana indik, bi yerlerde oturup yorgunluk attık, sonra da Fransız mutfağına bir giriş olsun diye yumuşakça yiyeceğimiz Toinou restoranına gittik. Eğer yumuşakça yiyecekseniz Nice’te Massena Caddesi’ girişinde de bir restoran bulabilirsiniz. Bu yumuşakça olayı için bir iki yıl önce okuduğum  Radikal’de Tan Morgül yazısı kanıma girmişti. Yazıyı ön belleğe almıştım v...

“Hiçbir şey yapmamanın tatlılığı”/Güney İtalya

Resim
"Dolce far niente"  Positano, Amalfi, Atrani, Ravello, Capri Derdimiz Roma Paris gibi büyük turistik şehirleri ziyaret etmek değil, ama yeme içmesiyle, tembelliğiyle, deniziyle dinlenebileceğimiz bir yaz tatili geçirmek. Yani hem keşfedelim hem de dinlenelim, deniz tatili yapalım dedik. Gözümüzü Güney Avrupa’ya, İtalya’nın Amalfi kıyılarına çevirdik: Positano, Capri, Amalfi hedefteki kasabalardı. Dinlenme deyince büyük şehir olsun istemedik, dolayısıyla yol üzerindeki Napoli, Sorrento devre dışı kaldı. Sorrento gezi rehberlerinde önerilen şehirlerden biri ama Napoli’den kesinlikle uzak durun deniyor. Biz her ikisinden de uzak durduk. Dedik ya, küçük olsun bizim olsun. Hemen biraz coğrafya bilgisi: Amalfi kıyısı (Costiera Amalfitana / Amalfi Coast) baş şehri Napoli olan Campania özerk bölgesinin batı kıyıları diye adlandırılan İtalya’nın güney batısında bir sahil şeridi. Sorrento ile Salerno arasındaki yaklaşık 50 km’lik kıyı şeridinde uzanan kasabalar sırasıyl...