Cumartesi, Nisan 26, 2014

York

New York'a adını vermiş şehirdir York. Tarih acı sosunu göçmenlerin memleket hasretlerinden devşirmektedir herhalde.  İngilizlerin yaptığının benzerini 1920'lerde mübadele ile Trabzon, Of'tan göç ettirilen rumlar Yunanistan'da yapmışlar, kasabalarının adını Nea Trapezounta (Yeni Trabzon) koymuşlar. Bugün 450 civarında nüfusu olan bu kasabanın meydanında bir kemençe heykeli vardır. 

Londra’dan sonra ne kadar da şirin, ne hoş, ne kadar sıcak ve ne iyi ettik de buraya uğradık hissi hakimken,  Edinburgh’tan sonra York mu? “E güzeldi de, biraz turistik gibi sanki” derken bulduk kendimizi. Ama pişman mıyız? Asla! Sadece Edinburgh’un o büyüleyici ve ihtişamlı atmosferinden olsa gerek York gibi şipşirin bir şehrin bıraktığı tüm izler silinmişti bizden. Ama gene de Londra’dan Edinburgh’a karayolu ve/veya demiryolu ile gidilecekse York’a uğranmalı, ara sokaklarında ve parklarında turlanmalı, küçük hediyelik eşya satan dükkanlara girilmeli ve hoş bir tebessümle surlarında yürürken hoş manzara fotoğrafları alınmalı diye düşünüyoruz. Şehri çepeçevre saran surlarda tam tur yapamadık, vaktimiz yetmedi, pek de gerek var gözükmedi.

Biz zaten nadir bulduğumuz güneşe kıyamadık, kah parklarda bahçelerde, kah sokaklarda yürüdük durduk, müzelere girmek istemedik, katedrallerden gına geldiği için katedraline de girmedik (Avrupa'daki her katedral, mübarek dünyanın en büyük katedrali diye anılıyor-bunlarda da bir rekabet, bir kandırmaca gırla gidiyor). 

Size çok fazla bir tarif vermeyeceğiz, alacağınız bir şehir haritası size yardımcı olacaktır. 


Shambles sokağını belleyin ve bu sokak ve etrafında vaktinizi geçirin, şehrin turistik sokağı burasıdır. Minyatür evler, daracık sokaklar eğer hayal gücünüzü zorlarsanız sizi uzak geçmişe götürecektir. Tüm o mekanlar bugün cafe ve hediyelik eşya mağazalarına döndüğü için tarihlerini hayal etmek biraz da sizin hayal gücünüze kalıyor.



Son olarak, York iyidir, hoştur da benim asıl aklımda kalan ve tüylerimi halen diken diken eden Clifford’s Tower’ın merdivenlerinde fotoğraf çekerken gördüğümüz sırt çantalı, yaşlı ve yalnız bir  adamın boynunda asılı taşıdığı tek taş yüzüktür. 

Hiç yorum yok: