Perşembe, Temmuz 05, 2007

Quebec City (Canada)

Kuzey Amerika’daki Fransa!

Amerika’da yaşayıp da Avrupa’ya bu kadar yakın olduğumu hiç düşünmemiştim. Kuzey Amerika’da yasayanlar yılda bir kez Quebec’e ugrayıp Avrupa havası almalı bence, bir kendine gelme, silkinme ve düz amerikan hayatına bir yıl daha katlanma için.

Amaçlanan bir Kanada turu ise önünüzde iki seçenek var, ya güneyden Niagara Falls’tan girip Toronto’ya gider ordan da Montreal veya Quebec yaparsınız; ya da Boston’dan kuzeye doğru direkt Quebec’e varıp, sonra batıya doğru yol alırsınız, Niagara’dan Boston’a donersiniz. Ama sonradan da anlatacağım üzere tatilinizi sadece Quebec Montreal’le de kesebilirsiniz; ötesine geçmeye çok gerek var mı tartışılır. Ama şunu da belirtmekte fayda var: Niagara şelaleleri Kanada tarafından asıl olarak görünüyor, ABD tarafından gördüğünüz hiç bir şey. Yine de bunun için o kadar yol yapmaya değer mi, onu bilmiyorum.

Boston Quebec yolu inanılmaz güzel, dağların arasından göllerin kıyısından geçiyorsunuz. Yaklaşık 380 mil. 6-7 saatte rahatlıkla Quebec’tesiniz. New Hempshire ve Vermouth yol üzerinde geçtiginiz New England eyaletleri. Sakın bu yolu bitirmek için acele etmeyin, keyfini çikarta çikarta gidin. Sınırı geçtiktekn itibaren Amerikan havası yerini Avrupa havasına birakıyor.

Quebec kucuk bir sehir, Quebec eyaletinin baskenti, 700 bin nufuslu bir yermis, 40 bin memur varmis kentte. Bizim ankara gibi diyecegim ama Quebec’e haksizlik olacak. Kentin bir dokusu var, 300-400 yil once kurulmus olmasina ragmen kent bu tarihi dokuyu cok iyi muhafaza etmis. Kanada’nin en varlikli sehri olmasi sebebiyle de tarihi dokunun yaninda kentsel planlamasi, sehir hayati da ust seviyede.


Ana fikri en sona birakmayi burda soyleyeyim ve yoluma oyle devam edeyim. Quebec Paris’in minyaturu sanki. Tabii ki Paris’in tarihsel ve kulturel havasiyla karsilastirilamaz ama yine de size Paris’i animsatacaktir. Sokaktaki cafeleri/restorantlari Boston’a ana avrat kufur etmenize yol acabilir. Bir sehri guzellestiren sokaklara tasmis kafe bar restorantlaridir; sokaga sehre bunlar hayat verir; ama Boston’in 19 yy gelenekleri/ kurallari disarda alkol icilmesine izin vermedigi icin Boston’in hayat damarlarindan biri kesiliyor; iste o kesilen damari Quebec’te, sonrasinda Ottawa ve Montreal’de fazlasiyla buluyorsunuz.

Quebec eyaleti Kanada’dan ayrilmak icin can atan bir bolge; bu ayrilikci tohumu da atan De Gaulle! 1960’larda bir Kanada ziyaretinde meydanda halka karsi yaptigi bir konusmada bunu gundeme getirmis, o gun bugundur Quebec’te bu tartisma gundemde. Adamlar biraz da hakli galiba; vergi olarak verdikleri 10 liraya karsilik kendilerine 1 liralik yol su elektrik geri geliyor!!! Son referandumda ayrilmak isteyenlerin orani yuzde 48’te kalmis. Quebec city, bu Quebec eyaletinin baskenti iste..

Quebec eyaletinde resmi dilin fransizca oldugunu soylemeyi ihmal etmeyelim, sokak tabelalari da fransizca. Nufusun yuzde 95’inin birinci dili fransizca.

Quebec’i gezmeye sanirim ilk olarak Quartier Petit Champlain’den baslayacaksiniz. buradaki kucuk dar sokaklar ve hediyelik esya satan magazalar, kafeler, barlar size Avrupa’yi, Turkiye’yi hatirlatacaktir. Burada bir kac saat gecirmek cok guzel olabilir. Rue du Petit Champlain dar bir sokak ve Quebec’e muhtemelen burden girceksiniz, sokak boyunca dizili evler 17. yydan itibaren bugune gelen bir tarihi yansitiyor; bu sokak Quebec’in en meshur sokagi. (Rue cadde/sokak demek). Caddenin sonunda cok guzel bir duvar resmi var.
caddeden yukariya, ust tarafa dogru bir finikuler var ama topu topu 170 merdiven icin buna bunmeye degmez. Bu 170 merdiven Asagi Quebec’le Yukari Quebec’I birbirine bagliyor. Bu sokkata basinizi kaldirdiginzda goreceginiz ihtisamli yapi Chateau Frontenac. Cok heybetli duruyor ama yanilmayin tarihi cok eski degil; 100 yillik bir tarihi varmis. Ee Anadolu’nun bagrindan kopup geliyorsan 100 yil sana bir sey ifade etmiyor (Benden Selam Soyleyin Anadolu’ya). Ikinci dunya savasinda Kanada krali, Roosewelt, Churchill burada bulusup strateji belirlermis. Sehre hakim bir tepede, ve sehrin en onemli yapisi. Iddiaya gore dunyada fotografi en fazla cekilen otelmis; tabii bu nasil ispatlanir onu bilemiyorum; ama bizde bi bes on fotografini cekmedik degil. Bu arada bu otelde kalmak biraz pahaliya gelebilir, geceligini 450 dolar olarak gormustum... ama madem akilda kalacak bir sey yapcaksiniz, bu otele ilsiskin dealleri iyi kollayin. Butun yollar buraya ciktigi icin sagina soluna onune arkasina zaten ciakcaksiniz. Onunden Sn. Lavrance nehrine dogru bakan bankalrda oturup yorgunluk atabilirsiniz.
Burasi kale surlari icerisinde kalan bolge; kale surlarini gectikten sonra yukariya dogru gittikce yeni Quebec’e, hukumet binalarinin oldugu yere cikiyorsunuz. Burda da ilk olarak saginizda National Assembly of Quebec’i (parlamento binasi) goreceksiniz; bu bolge Parlamento tepesi olarak geciyor zaten. Bu caddenin adi Grand Allee. Bu cadde uzerinde cok guzel restorantlar var; fiyatlar biraz yuksek ama Kanada’da her yerde fiyatlar yuksek. Konsept olarak Bagdat Caddesi veya onun Boston muadili Newbury ayarinda bir cadde burasi ama bu belirttigim iki caddedeki magazalar yok burda tabii.. Tekrardan soyleyeyim: restorantlari guzel. Ayrica sehrin en onemli clubi Dagobert de burada.

Aksam 8-9’dan sonra hayat bitiyor Quebec’te, biz bunu gorduk..evet bunu gorduk derken yolumuz Dagobert’e dustu tesaduf. Herhalde sehrin tum gencleri eksiksiz buradaki clubta toplaniyor ki sokaklarda in cin top oynuyor... Carsamba gecesi idi, ona ragmen club tamamen dolu idi. Ve de bu sehirde hic cirkin kiz yok mu, bu sehirde sadece guzel genc kizlar mi yasiyor sorulari kafanizi karman corman ediyor. Yuzlerce modelvari genckizin doldurdugu bir club dusunun. Tipik bir soylem olacak ama aralarindan rastgele 15-20 tanesini secseniz Turkiye’deki modellerin pabuclarini dama atarlar. Amerikan kizlari ile aralarindaki tarz farkliligi ise Journal of International Affairs’in alanina girer, konuya bilimsel alana tasimak da bu blogun haddini asar!

Quebec City’ye muhtemelen araba ile gideceksinizdir; eger vaktiniz de bol ise Montmorency Falls’a ugrayabilirsiniz. Quebec’in selalesi bu. Sehir merkezine 15-20 dakika mesafede. Niagara ile tabii ki karsilastirilamaz ama yine de guzel. Teleferikle selalenin ustune cikabilirsiniz; biz yapmadik bunu, tabakhaneye onemli bir mal yetistirmemiz gerekiyordu:) teleferikle cikmayip merdivenlerden de tepeye cikabilirsiniz ama bu takriben gidis donus 2 saatinizi alir.
Buraya kadar gitmisken Ile d'Orleans koprusunden karsiya gecip araba ile bir ada turu da yapmak guzel olabilir. Bu tur yaklasik bir saatinizi alabilir. Kanada ciftcilerinin guzelim evlerini gorursunuz. Ama bunlarin hepsi ciftci olamazJ sanirim bizim gorduklerimiz ciftcilerin evleri degildi; bazilarinin onunde son model spor arabalari vardi. Bu ada tarihi boyunca hep izole kalmis oldugu icin tarihsel koruma alani ilan edilmis hukumet tarafindan.

Asagiya adanin yerlilerinden cok tatli bir buzon yavrusunun fotosunu koyuyorum:)



Lafi baglayalim; Quebec’e bir gece 2 gun ayrilmali; kokusu cigerlere iyice cekilmeli. Kanada’nin en guzel yeri oldugu bilinmeli, diger yerleri gormek icin cok da acele edilmemeli.

Hürriyet'te yayınlanmış Quebec City röportajım için tıklayınız.

Hiç yorum yok: