Kayıtlar

Quebec City (Canada)

Resim
Kuzey Amerika’daki Fransa! Amerika’da yaşayıp da Avrupa’ya bu kadar yakın olduğumu hiç düşünmemiştim. Kuzey Amerika’da yasayanlar yılda bir kez Quebec’e ugrayıp Avrupa havası almalı bence, bir kendine gelme, silkinme ve düz amerikan hayatına bir yıl daha katlanma için. Amaçlanan bir Kanada turu ise önünüzde iki seçenek var, ya güneyden Niagara Falls’tan girip Toronto’ya gider ordan da Montreal veya Quebec yaparsınız; ya da Boston’dan kuzeye doğru direkt Quebec’e varıp, sonra batıya doğru yol alırsınız, Niagara’dan Boston’a donersiniz. Ama sonradan da anlatacağım üzere tatilinizi sadece Quebec Montreal’le de kesebilirsiniz; ötesine geçmeye çok gerek var mı tartışılır. Ama şunu da belirtmekte fayda var: Niagara şelaleleri Kanada tarafından asıl olarak görünüyor, ABD tarafından gördüğünüz hiç bir şey. Yine de bunun için o kadar yol yapmaya değer mi, onu bilmiyorum. Boston Quebec yolu inanılmaz güzel, dağların arasından göllerin kıyısından geçiyorsunuz. Yaklaşık 380 mil. 6-7 saatte rahatlı...

New Orleans

Resim
Ev arkadaşım Rebecca’nın memleketi. Evde New Orleans plakası ve fotoğrafları gördüğümde nedir bu demiştim.. Kendisi Kalifornia doğumlu ama büyükanne ve büyükbabasının memleketini memleket bellemiş. Bana bu kadar uzak olan bir yere gideceğimi tasarlamamıştım. Henüz 10 gün önce Rebecca'nin anne babasına Florida’ya arkadaşıma gideceğimi söyleyince "o zaman New Orleans’a gitmelisin" demişlerdi.. Florida’da, Yaşar’ın, güneyin en platonik adamının ve hayati hala türkülerle yasayan dostumun yanındaydım. New Orleans’ı görme fikri uç verdi aramızda, yola koyulduk, Talahassee’ye 380 mil mesafede New Orleans. Yoldayken telefonda konuştuğum Melih “babacığım” ‘gönlüm New Orleans’ta kaldı deyince görmeye iyice heveslendiğim bir şehir oldu New Orleans. En başta şunu söylemekte fayda var; N.O. Katrina’dan sonra nüfusunun yarısından fazlasını kaybetmiş bir şehir ve şehirde hala daha kasırganın ve terk edilmişliğin izlerini görmek mümkün. Amerikan hükûmetinin New Orleans için pek de titiz...

Ne yaygara, ne yaygara; Niagara!

Resim
Sahiden insanimiza bu ogretildi mi; buna inanmak istemiyorum; peki buna gonulden inananlar var mi; hayir, bunu hic ama hic inanmak istemiyorum! Niagara’ya Orta Asya’dan goc eden turkler yani kizilderililer suyun cikardigi sese bakarak niagara demisler!! Sozun bittigi yerdeyiz, pes diyorum sadece:) Evet, onca Avrupa ulkesinden ve tadimlik Latin Amerika’dan sonra, en sonunda yogun israrlara(!) dayanamayip Kuzey Amerika yazilarima basliyorum; en kuzeyden Niagara’dan. Kanada’dan diyemiyorum, uzgunum! Boston’dan hareketle gittik, 8 saat surdu yolculugumuz, ki New York’tan hareket ederseniz de 8 saat suruyormus. NY eyaletinin Kanada sinirinda, Niagara Falls sehrinde selalemiz. Boston’dan hareket etmeden once kararsizligim had safhadaydi, salt bir selale gormek icin sekiz arti sekiz 16 saat yolculuk cekilir mi diye. Sonucta bir selale, bir saat gor ve geri don! Olacak is mi bu:) Neyse, kararimizi verdik ve yola koyulduk. Ekimin 8’i ve hava olaganin disinda guzeldi, gunesli ve 20 dereceye yaki...

Karayipler

Resim
Cennete Gittik Geldik- yok bunun otesi! Kuba hayalimiz vardi, hep de var olacak Castro oldugu muddetce. Tabii, Cuba ne kadar CUBA tartisilir artik; ama iste ozlemi her daim mevcut icimizde. Amerika’ya kadar gelmisken Kuba’ya gidemiyoruz, bari bir komsusuna, Karayipler’deki Porto Riko’ya gidelim dedik. ABD Kuba’ya ambargo uyguladigi icin ABD’den direkt Kuba’ya gidemiyorsunuz, ancak baksa bir ulkeye gecip onun uzerinden Kuba’ya gidebilirsiniz. Donuste pasaportunuzda Kuba muhru gorunce bu da problem oluyormus galiba, ama Castro bunun da caresini bulmus, pasaportlara muhur bastirtmiyormus:) Neyse, bizim olayimiz Porto Rico; Amerikan bolgesi sayiliyor ve ayri bir ulke gibi de degil; yani biraz karisik bir durum. Amerikan eyaleti olmak icin yapilan referandumlar hep basabas sonuclaniyormus, su ana kadar amerikan karsitlari kazanmis.. Kucuk Amerika diyelim oraya! Bu bize hic de yabanci degil! Kuba’ya niyet, Porto Riko’ya kismet diyelim; oyle oldu bizim durumumuz. Ilk once Karayipler hakkinda ...

Paris

Resim
Hayallerin Yıkılışı!! Mürekkep yalamış her insan evladının bir Fransa özlemi vardır mutlaka, ömrümüzün büyük bir kısmı ya Fransız tarihi ya da Fransız siyasetbilimci, filozof, sosyolog ve bilimum sosyal bilimcileri okumakla geçmiştir (L. Althusser’e selam). Ki iddia ederim ki Aydınlanma sonrasi Fransız tarihini Fransızların çoğundan daha iyi biliriz. Her neyse! Bu şekilde bir yakınlık tabii ki Fransa’yı bizim için cezbedici kılıyor. Olay tabii ki salt sosyal bilimlerle ilgili değil, Fransa’yı daha doğrusu Paris’i hep romantizmin başkenti olarak algılamışızdır; bir çok etken vardır bunda, bunları saymaya gerek yok şimdi. Althusser'e selam gönderdik de 20. yuzyılın en büyük filozof / düşünürlerinden Jean Paul Sartre 'i es geçer miyiz? Sartre'n elinde La Humanite ile özgür basın için yapılan yürüyüşteki fotoğrafını koymak isterdim ama maalesef onu bulamadım. Fransa Cezayir savaşı sirasında Cezayir'i savunduğu için "vatan haini" ilan edilir. Polislerce gozaltına ...

Londra, Avrupa'nın Başkenti; Ama Orası Avrupa Değil Ki!

Resim
Avrupa’nın Başkenti! Ama Orası Avrupa Değil Ki, Başka Bir Yer!! Avrupa’nın başkenti demek yanlış olmaz herhalde. Ama Avrupa’nın hiçbir kentine de benzemiyor, sanki Avrupa’da ama Avrupa’ya ait değilmiş gibi! Zaten öyle bir ayrım var ya, Ada ve Kıta diye. Çok kısaca; İngiliz’den çok yabancının yaşadığı bir kent; bu kadarını hayal etmiyordum. Tam bir festival, hareket kenti. Yaşam çok hızlı akıyor. Eğlencenin hiç durmadığı kent. Publar İngilizler nasıl bu kadar mutlu olabiliyor? Herhalde yanıtlardan biri de pub kültürü. İş çıkışı puba uğramak 2 tek atıp eve gitmek rutinin bir parçası. İki tek attıktan sonra yüzünüzde bir gülümseme olması da normal!! Şaka bir yana, İngilizler cidden neşeli olmayı, rahat olmayı içtikten sonra çok iyi beceriyorlar, cidden de iyi içiyorlar!! Publardaki muhabbet ortamı kahkahalar gayet yüksek volümde. Publar genelde 23’e kadar açık, 23'ten sonra ruhsatı olmayanlar kapatıyor. Publar kapandıktan sonra clublar devreye giriyor. Clublar inanılmaz. Bi...

Roma, Yüreğimin Yeni Başkenti!

Resim
Yüreğimin Yeni Başkenti/İtalya Hiç ummadığım yer favori şehrim oldu. Evet, Roma. Roma’nın büyük bir medeniyetin merkezi olduğunu biliyordum ama hep Paris ve Barselona sıralamamda en üstlerde yer aldı. Ta ki Roma’yı görünceye kadar. Olay sadece Roma’nın dışsal görünüşüyle ilgili değil, başka şeyler de var işin içinde ama nedir bunlar tam açıklayamıyorum. Herhalde İtalyanları diğerlerinden çok daha yakın hissettim kendime. En son diyeceğim şeyi en başta söyleyeyim de gereksiz yere kasmayayım: Londra’dan sonra Roma sıralamada ikinciliğe yerleşti. Bir kere niçin bir İtalyan modası olduğunu sokakta yürürken bile anlıyoruz. Herkes kadınıyla erkeğiyle ve yaşlısıyla genciyle “şekil, tarz”. Roma, Floransa sokakları bakımlı, şık insanlarla dolu. İtalyanları Londralılardan ayıran İtalyanların standart bir giyim tarzının olmaması; farklı giyim tarzlarını aynı anda görebiliyorsunuz; ama İngiltere’de bir şey moda olduğunda herkesin üzerinde onu görürsünüz; bir örnek, herkes atkısını aynı şekilde ...

Brussel/Bruksel

Resim
Hollanda’dan Belçika’ya geçtiğinizde birden ülke değiştirdiğinizi anlıyorsunuz, herhangi bir sınır işareti görmeseniz de “burası Hollanda değil” rahatlıkla diyebilirsiniz, dağınıklık, çirkin yapılaşma vs. Brüksel büyük bir şehir, 10 milyona yakın nüfusu var. 1 milyona yakın Müslüman nüfus ile tam bir uygarlıklar kardeşliği. Avrupa’nın başkenti. Başlıca AB organları ve NATO burada. Burada bulunuş nedenim de bir AB egitim toplantısı zaten. İki resmi dil var Fransızca ve Dutch. Her şey, sokak isimleri dahi iki dilde yazılmış, yani bilmem ne lane/avenue yazıyorlar. Zaten Hollanda ile niye ayrılmışlar: din yüzünden, Belçikalılar Katolik, Hollandalılar Protestan (Feylesof La Altuğ bu konuda keskin görüşlere sahip, kendisinden yararlanabiliriz!) Protestanlar kapitalizmi daha iyi kıvırıyorlar. Hollanda ile Belçika’yı karşılaştırınca bunu görüyorsunuz. Şehrin merkezinde/kalbinde Grand'Place (Grote Markt) var. Turunuza buradan başlayın, hiç vaktiniz yoksa sadece burasıyla kendinizi sınırlaya...

Den Haag, The Hague, Lahey veya her neyse!

Resim
Hollanda için ne anlatılabilir? (Nisan 18 - Haziran 4, 2005) Hollanda’ya bir kez sonbaharın sonuna doğru gitmiştim, hava yağmurlu olunca çok keyif almak gibi bir şey olmuyor tabi, şimdi ise ilkbahar ve ben yine Hollanda’dayım, güzel hava ve değişik ortamla birlikte her şey çok daha güzel oluyor. Güzel hava derken Türkiye’nin baharıyla karşılaştırmamak gerekiyor tabi. Güneş de oluyor ama hava hep serin, ve yanınızda mutlaka bir yağmurluk tarzı bir şey bulundurmanız gerekir. Hava akşam saat 10’dan sonra kararıyor, bu da tabi çok güzel bir şey, ama siz gündüz olduğunu düşünürken vücudunuz buna izin vermiyor, niçin bu kadar yorgunum diyorsunuz oysa sabah erken kalkmışsanız çoktan vücut kendisini korumaya alıyor. Zaten hava kararmasa da Hollandalılar aksam saat 6’dan sonra sokaklarda olmuyor, onlar normal bizdeki gibi hava kararmış farz edip evlerinin yolunu tutuyorlar. 6.30 yemek saatleri ve o saatte herkes evde olmak için bisikletlerle koştura koştura evlerine gidiyor (Çin’den sonra kişi ...

Barselona

Resim
Gecenin 3’ünde Sant Joan’da Ryain Air otobüsünü beklerken bir bankta yazıyorum bu yazıyı. Barselona, biz gönlünde her zaman romantizmi barındıranlar için gidilecek belli başlı şehirlerden olmuştur, tabi Barselona'yi görmeden önce! Belki geldiğim dönem çok güzel bir dönem değildi, ama ne olursa olsun, idealize etmiş, kafamda yaratmış olduğum Barselona ile, karşılaştığım Barselona’nın birbirine çok da benzemediğini söylemeliyim. Ama şu kesin ki, kasım döneminde Avrupa’da tatil yapmayı düşünüyorsanız, bu yer Avrupa'nın güneyi, Akdeniz olmalı. Londra’dan sonra, Barselona’ya vardığımızda bizi karşılayan ve orada kaldığımız sürece bize eşlik eden güneş harikaydı, teşekkürler Ra. Barselona’ya nereden başlamalı; tabii ki La Ramblas sokağından; bizim İstiklal Caddesi’nin benzeridir, ama tabii ki çok daha düzenlisi; çiçekçileri, kafeleri, ressamlarıyla çok canlı bir sokak. Burada mutlaka yürüyeceksiniz, çünkü ana cadde bu. Cadde’nin deniz tarafında başlangıç yerinde Christhoph Colomb...